Hamd, yalnızca
Allah'adır.
Kıyâmet
gününün alâmetleri, kıyâmetin kopmasından önce vuku bulan ve
kıyâmetin yakın olduğunu gösteren işâretlerdir. Âlimler,
kıyâmetin, küçük ve büyük olmak üzere iki türlü alâmetleri olduğunda
ittifak etmişlerdir.Küçük alâmetleri, -genellikle- kıyâmetten uzun
bir süre önce vuku bulur.Bu alâmetlerin kimisi vuku bulmuş ve
bitmiş, kimisi tekrar edip durmakta, kimisi ortaya
çıkmamış, ama ortaya çıkmaya ve devam etmeye
başlamış, kimisi de şimdiye kadar henüz ortaya
çıkmamıştır. Fakat bunlar, her söz ve fiilinde
doğru olan ve Allah Teâlâ tarafından da tasdik olunan Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in haber verdiği gibi mutlaka vuku bulacaktır.
Kıyâmet gününün büyük
alâmetlerine gelince, bunlar, kıyâmetin
yaklaştığını ve o büyük günün vuku bulmasına az
bir zamanın kaldığını gösteren önemli
olaylardır.
Kıyâmet gününün küçük
alâmetleri çoktur.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen
birçok sahih hadiste bu alâmetler belirtilmiştir.Şimdi bu alâmetleri,
hadislerini zikretmeksizin aynı
bağlamda zikredeceğiz.Çünkü hepsini burada zikretmeye imkân
yoktur.Bu konuda daha geniş bilgi edinmek ve delilleriyle birlikte bu
alâmetleri öğrenmek isteyeni güvenilir kitaplara
yönlendirebiliriz. Ömer b. Süleyman
el-Aşkar'ın:"el-Kıyâmetu's-Suğrâ/Küçük
Kıyâmet" kitabı ile Yusuf el-Vâbil'in: "Eşrâtu's-Sâa/Kıyâmet
Alâmetleri" adlı kitabı bunlardandır.
Kıyâmetin küçük alâmetlerinden
bazıları şunlardır:
1.
Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesi.
2.
Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in vefât etmesi.
3.
Beytu'l-Makdis'in
(Kudüs'ün) fethedilmesi.
4.
Tâun (vebâ)
hastalığının yaygınlaşması.
5.
Malın
çoğalıp artması ve zekâtın verilmemesi.
6.
Fitnelerin
ortaya çıkması.İslâm'ın ilk yıllarında ortaya
çıkan fitnelerden bazıları şunlardır:Osman b.
Affan'ın -Allah ondan râzı olsun- öldürülmesi, Cemel ve
Sıffîn savaşları, Hâricîlerin ortaya çıkması, Harra
savaşı ve Kur'an'ın mahluk olduğunu söyleme
fitnesidir.
7.
Peygamberlik
iddiâsında bulunanların ortaya çıkması. Peygamberlik
iddiâsında bulunanlardan bazıları şunlardır:
Yalancı Müseyleme ve el-Esvedu'l-Ansî'dir.
8.
Hicaz
bölgesinde ateşin ortaya çıkması. Nitekim bu ateş, hicrî
yedinci yüzyılın ortalarında 654 yılında ortaya
çıktı.Ortaya çıktığında, gerçekten çok büyük bir
ateş idi. Bu ateşin ortaya çıktığı asırda
yaşayan âlimler ile onlardan sonra gelen âlimler, bu ateşi anlatmaya
devam etmişlerdir.
Nitekim İmam Nevevî -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Bizim
zamanımızda hicrî 654
yılında Medine'de bir ateş ortaya çıktı. Bu ateş,
gerçekten çok büyük bir ateş idi ve Medine'nin doğu tarafında
Harra denilen yerin arka taraflarında ortaya çıktı.Bu
ateşin çıktığına dâir bilgi, Şam ve diğer
İslâm beldelerinin her
tarafında yayıldı. Bunu da bana, Medine halkından ateşi
gören kimseler haber verdi."
9.
Emânete
riâyetin ortadan kalkması. Emânete riâyetsizliğin şekillerinden
birisi de, insanların işlerini, onları yürütecek ve idâre edecek
güce sahip olmayan, ehliyetsiz (ehil olmayan) kimselere tevdi edilmesidir
(verilmesidir).
10.
İlmin insanlar arasından
alınması ve cehâletin ortaya çıkması. İlmin insanlar
arasından alınması, âlimlerin ölmesiyle olur. Nitekim
Buhârî ve Müslim'de gelen hadiste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
böyle buyurmuştur.
11.
Zinânın yaygınlaşması.
12.
Fâizin yaygınlaşması.
13.
Çalgılı âletlerin
yaygınlaşması.
14.
İçkinin çokça içilmesi.
15.
Koyun çobanlarının binaları
yükseltmekte birbirleriyle yarışmaları.
16.
Câriyenin efendisini doğurması.Nitekim
Buhârî ve Müslim'de gelen hadiste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
böyle buyurmuştur.Bu hadisin anlamı hakkında ilim ehli farklı
görüş belirtmişlerdir.Fakat İbn-i Hacer -Allah ona rahmet
etsin- şu görüşü seçip tercih etmiştir:
"Evlâtlar
arasında anne-babaya itaatsizlik çoğalacak, efendi câriyesini nasıl
hakir görmüş ve ona sövmüş ise, çocuk da annesine o
şekilde davranacaktır."
17.
Öldürme olaylarının
çoğalması.
18.
Depremlerin çoğalması.
19.
İnsanların yerin dibine geçirilmesi,
sûretlerinin değiştirilmesi ve yukarıdan başlarına
taş yağdırılması gibi olayların ortaya
çıkması.:
20.
Giyinmiş oldukları halde çıplak
sayılan kadınların ortaya çıkması.
21.
Mü'minin rüyâsının doğru/gerçek çıkması.
22.
Yalancı şâhitliğin
çoğalması ve hak/gerçek şâhitliğin gizlenmesi.
23.
Kadınların erkeklerden daha çok
olması.
24.
Arap yarımadasına yeşil
otlakların ve ırmakların geri dönmesi.
25.
Fırat nehrinde, altından bir
dağın ortaya çıkması.
26.
Yırtıcı vahşî hayvanların
ve cansızların insanlarla konuşması.
27.
Rumların (Bizanslıların)
çoğalıp müslümanlarla savaşmaları.
28.
İstanbul'un fethedilmesi.
Kıyâmetin
büyük alâmetlerine gelince, Huzeyfe b. Esîd'in, Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-'den rivâyet ettiği hadiste bunları belirtmiştir ki bu
alâmetler on tanedir:
Deccâl'ın
ortaya çıkması, Meryem oğlu İsâ'nın yeryüzüne inmesi,
Ye'cüc ve Me'cüc kavminin ortaya çıkması, doğuda, batıda ve
Arap yarımasında olmak üzere üç yerde yerin dibine geçirilme
olayının vuku bulması, büyük bir dumanın çıkması,
güneşin batıdan doğması, Dâbbetu'l-Arz'ın ortaya
çıkması ve (Yemen'de) insanları önüne katıp
onları mahşer yerine sürecek büyük bir ateşin ortaya
çıkması.
Bu
alâmetlerin ortaya çıkması, birbiri ardınca olacaktır. Bu
alâmetlerin ilki ortaya çıktığı zaman, ardından
başka bir alâmet ortaya çıkacaktır.
Huzeyfe b.
Esîd el-Ğıfârî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
(( اِطَّلَعَ
النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيْنَا وَنَحْنُ نَتَذَاكَرُ،
فَقَالَ: مَا تَذَاكَرُونَ؟ قَالُوا: نَذْكُرُ السَّاعَةَ. قَالَ: إِنَّهَا لَنْ
تَقُومَ حَتَّى تَرَوْنَ قَبْلَهَا عَشْرَ آيَاتٍ، فَذَكَرَ الدُّخَانَ
وَالدَّجَّالَ وَالدَّابَّةَ وَطُلُوعَ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا وَنُزُولَ عِيسَى
ابْنِ مَرْيَمَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَيَأَجُوجَ وَمَأْجُوجَ
وَثَلَاثَةَ خُسُوفٍ: خَسْفٌ بِالْـمَشْرِقِ وَخَسْفٌ بِالْـمَغْرِبِ وَخَسْفٌ
بِجَزِيرَةِ الْعَرَبِ، وَآخِرُ ذَلِكَ نَارٌ تَخْرُجُ مِنْ الْيَمَنِ تَطْرُدُ
النَّاسَ إِلَى مَحْشَرِهِمْ. )) [ رواه مسلم ]
"(Medine’de bir duvarın gölgesinde oturmuş) kendi
aramızda müzâkere ederken Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bize
baktı ve:
- Neyi müzâkere
ediyorsunuz? diye sordu. Sahâbe:
- Kıyâmeti müzâkere
ediyorduk (kıyâmetten bahsediyorduk), dediler.
Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-:
- Siz, kıyâmetten
önce on alâmet görmeden kıyâmet kopmayacaktır, buyurdu. Ardından
şunları zikretti:
1. Duman.
2. Deccâl.
3. Dâbbetu'l-Arz.
4. Güneşin
batıdan doğması.
5. Meryem oğlu
İsa -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yeryüzüne inmesi.
6. Ye’cüc ve Me'cüc'ün
ortaya çıkması.
7. Doğuda bir yerde insanların
yerin dibine batırılması.
8. Batıda bir yerde
insanların yerine dibine batırılması.
9. Arap
Yarımadasında bir yerde insanların yerine dibine
batırılması.
10. Bunların
sonuncusu olarak da Yemen’den bir ateş çıkması ve insanları
(Şam diyarındaki) mahşere doğru sürmesidir." (Müslim).
Kıyâmetin bu
alâmetlerinin (hadisteki) bu sıraya göre olacağına dâir
sahih ve açık bir delil yoktur.Bunlardan bazıları, bu konuda
rivâyet olunan diğer bazı sahih hadisler gözününde
bulundurularak bu sıraya göre yapılmıştır
Nitekim değerli âlim
Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-:
"Kıyâmetin büyük
alâmetleri sırayla mı gelecektir? diye sorulduğunda, o
şöyle cevap vermiştir:
"Kıyâmetin
büyük alâmetlerinin bazısı sıralanmış olup bunlar bilinmektedir.
Bazısı ise sıralanmamış, sırası da
bilinmemektedir.Sıraya göre gelecek olanlar, Meryem oğlu
İsa'nın yeryüzüne inmesi, Ye’cüc ve Me'cüc'ün ortaya
çıkması ve Deccâl'dir. Çünkü önce Deccâl
gönderilecek, sonra Meryem oğlu İsa yeryüzüne inecek ve onu
öldürecektir. Sonra da Ye’cüc ve Me'cüc ortaya çıkacaktır.es-Seffârînî
-Allah ona ona rahmet etsin- akîdesinde
kıyâmetin bu alâmetlerini bir sıraya göre
sıralamış, fakat bu sıralamanın kimisi insanın
gönlüne yatan bir şekilde olmuş, kimisi ise böyle olmamıştır.Aslında
sıralama bizi ilgilendirmemektedir, bizi ilgilendiren, kıyâmetin
büyük alâmetleri olduğu ve vuku bulduğu zaman kıyâmetin
kopmasının yakın olduğudur.Nitekim Allah Teâlâ kıyâmet
için alâmetler yaratmıştır. Çünkü kıyâmet, çok
önemli bir olaydır. İnsanlar, kıyâmetin kopmasının
yakın olduğuna dâir uyarılmaya ve ikaz edilmeye
muhtaçtırlar."
Bkz: Muhammed b. Salih
el-Useymîn; "Mecmûu'l-Fetâvâ"; c: 2, soru no: 137)
Yine de en iyisini Allah
Teâlâ bilir.