Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Abdestte
farz olan, ayakları yıkamaktır. Ayakları sadece meshetmek
yeterli değildir. Kız arkadaşınızın, âyet (abdest
alırken) ayakların meshedilmesi gerektiğine delâlet
etmiştir, şeklinde anlaması doğru değildir.
Abdest
alırken, ayakların yıkanmasının farz olduğuna
şu hadis delildir:
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو رضي الله عنهما قَالَ:
تَخَلَّفَ عَنَّا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفْرَةٍ سَافَرْنَاهَا فَأَدْرَكَنَا
وَقَدْ أَرْهَقَتْنَا الصَّلاَةُ ( أي العصر) وَنَحْنُ نَتَوَضَّأُ، فَجَعَلْنَا نَمْسَحُ
عَلَى أَرْجُلِنَا، فَنَادَى بِأَعْلَى صَوْتِهِ: (( وَيْلٌ لِلْأَعْقَابِ مِنْ النَّارِ
- مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا- ))
[ رواه البخاري ومسلم ]
Abdullah b. Amr'dan
-Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte
çıktığımız bir yolculuk sırasında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bizden geri kalmıştı.İkindi namazı vakti
geldiği için abdest alırken bize yetişti. Biz, abdest alırken
ayaklarımızın üzerini meshediyorduk. Bunun üzerine en yüksek
sesiyle iki veya üç defa şöyle seslendi:
- Cehennemdeki veyl vâdisi, (abdest alırken ayak topuklarını yıkamayı ihmal
eden veya ayak topuklarına su ulaşmayan) topuk sahiplerinin yeri
olsun!" (Buhârî; hadis no: 163. Müslim; hadis no: 241).
Yine şu hadis de ayakların
yıkanmasının farz olduğuna delildir:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم
رَأَى رَجُلاً لَمْ يَغْسِلْ عَقِبَيْهِ، فَقَالَ: ((وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنْ
النَّارِ.)) [ رواه مسلم ]
Ebu Hureyre'den
-Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- , abdest
alırken topuklarını yıkamayan birisini görünce
şöyle buyurdu:
- Cehennemdeki veyl vâdisi, (abdest alırken ayak
topuklarını yıkamayı ihmal eden veya ayak topuklarına
su ulaşmayan) topuk sahiplerinin yeri olsun!" (Müslim;
hadis no: 242).
İbn-i Huzeyme
-Allah
ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Abdest alırken ayaklarını
mesheden kimse farzı yerine getirmiş olsaydı, cehennem
azabıyla tehdit edilmezdi."
Hâfız İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest
alırken ayaklarını yıkadığına dâir Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'den tevâtür yoluyla pek çok hadis
gelmiştir.Onun bu sünneti, Allah Teâlâ'nın emrini açıklamamtadır. Sahâbeden Ali, İbn-i Abbas
ve Enes -Allah onlardan râzı olsun- dışında hiç kimseden bu
konuda aykırı bir şey sâbit olmamıştır. Hatta
Ali, İbn-i Abbas ve Enes'in -Allah onlardan râzı olsun- bu
görüşlerinden döndükleri de sâbittir.
Nitekim Abdurrahman b. Ebî Leylâ şöyle
demiştir:
"Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashâbı, (abdest alırken)
ayakların yıkanması gerektiği konusunda ittifak
etmişlerdir. Bunu Saîd b. Mansur rivâyet etmiştir." (Fethu'l-Bârî; c: 1, s:
320).
Âyete
gelince ki bu, Allah Teâlâ'nın şu
sözüdür:
((
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ
وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ
وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ...))
[ سورة المائدة من الآية: 6]
"Ey îmân edenler! Namaz
kılmak istediğiniz zaman (abdestsiz iseniz), yüzlerinizi,
dirseklerle beraber ellerinizi yıkayın,
başlarınızı meshedip aşık kemikleriyle beraber
ayaklarınızı yıkayın..." (Mâide Sûresi: 6).
Bu âyet, ayakların
üzerini meshetmenin câiz olduğuna delâlet etmez. Bunun
açıklaması ise şöyledir:
Bu âyetin iki
okuyuş şekli (kıraatı) vardır:
Birinci
kıraat:
(وَأَرْجُلَكُمْ)
"Ve erculekum" lâm
harfi mansubtur."Erculekum" (ayaklar) kelimesi, vech (yüz) kelimesine
ma'tuftur/atfedilmiştir.Bunun için yüzün yıkanması
gerektiği gibi, ayakların da yıkanması gerekir.
Âyetin lafzının aslı sanki
şöyledir:
((
اغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى
الْكَعْبَينِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ...))
"...yüzlerinizi, dirseklerle
beraber ellerinizi, aşık kemikleriyle beraber
ayaklarınızı yıkayın, başlarınızı da
meshedin..."
Fakat (âyette)
ayakların yıkanması, başın meshedilmesinden sonraya
bırakılmıştır. Bu ise, abdest azalarını
şu sıraya göre yıkanmasına delâlet ettiği
içindir:
Önce yüz,
sonra eller yıkanır, sonra baş meshedilir, sonra da ayaklar
yıkanır." (el-Mecmû'; c: 1, s: 471).
İkinci
kıraat:
(وَأَرْجُلِكُمْ) "Ve erculikum" lâm
harfi meksurdur/kesrelidir."Erculikum" (ayaklar) kelimesi, ra's
(baş) kelimesine ma'tuftur/atfedilmiştir.Ra's (baş) kelimesi
meshedildiği için ayaklar da meshedilir.Fakat Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-'in sünneti, meshin, sünnette bilinen belirli şartlarla mestin
(çarığın) veya çorabın üzerine olacağını
açıklamıştır. (Bkz: "el-Mecmû'"; c: 1, s: 450.
"el-İhtiyârât; s: 13).
Mestin
(çarığın) üzerini meshin şartlarını bilmek için (9640)
nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.
Böylelikle
Mâide Sûresi'nin 6. âyetinin iki şekildeki okunuşu
(kıraatı) ayakların meshedilmesi gerektiğine delâlet
etmediği açıkça belli olmuştur.Bu âyet, ayakları yıkamak
gerektiğine veya mest (çarık) giymiş olan kimsenin mestin
üzerini meshetmesi gerektiğine delâlet etmektedir.
Bazı
âlimler,ayakların yıkanmasına rağmen -(وَأَرْجُلِكُمْ)
"Ve erculikum"
kesreli kıraata göre- meshin zikredilmesinin hikmeti, ayakları
yıkarken suyun iktisatlı kullanılması gerektiğine
işâret etmesidir, demişlerdir. Çünkü ayakları
yıkarken genel olarak çok su israf edilir.Bu sebeple âyet, meshi, yani
ayakları yıkarken, su israf edilmemesini emretmiştir.
İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
"Meshetmekle, hafif yıkamayı istediği
ihtimaldir.
Ebu Ali el-Fârisî şöyle demiştir:
Araplar, hafif yıkama işine mesh adını vermekte ve
şöyle demektedirler: Namaz için meshettim yani abdest
aldım." (el-Muğnî; c: 1, s: 186).
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona
rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Ayakların üzerini meshin zikredilmesinde,
ayakları yıkarken suyun az kullanılması gerektiğine
dikkat çekilmektedir.Çünkü çoğu zaman ayakları yıkarken
suyun israf edilmesi, alışkanlık hâline getirilmektedir."
(Minhâcu's-Sunne; c: 4, s: 174).
Allah Teâlâ en iyi bilendir.