Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Soruyu
soran kimsenin işâret ettiği hadis, Abdullah b. Abbas'tan -Allah
ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet edilmiştir.
Nitekim Abdullah
b. Abbas'tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- şöyle
demiştir: "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- iki kabre
uğradı ve şöyle buyurdu:
((
إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ، أَمَّا أَحَدُهُمَا
فَكَانَ لاَ يَسْتَتِرُ مِنْ الْبَوْلِ، وَأَمَّا الآخَرُ فَكَانَ يَمْشِي
بِالنَّمِيمَةِ، ثُمَّ أَخَذَ جَرِيدَةً رَطْبَةً فَشَقَّهَا نِصْفَيْنِ، فَغَرَزَ
فِي كُلِّ قَبْرٍ وَاحِدَةً، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ! لِمَ فَعَلْتَ هَذَا؟
قَالَ: لَعَلَّهُ يُخَفِّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا ))
[ رواه البخاري ومسلم ]
'Şüphesiz ki o ikisi azap çekiyorlar. Çektikleri
azap da büyük bir şey değildir (kolay olan, fakat ondan
korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi.) Oysa o şey, büyük
günah idi.' Onlardan birisi, idrar sıçrantısına karşı
korunmazdı. Diğeri ise (insanlar arasında) laf
getirip-götürürdü. Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- sonra yaş
bir dalını alarakortasından ikiye ayırdı ve her bir
parçasın bir kabrin üzerine dikti. Sahâbe: Ey Allah'ın elçsi! Bunu
niçin yaptın? Soduklarında şöyle buyurdu: Bu iki dal,
yaş kaldıkça o ikisinden azabın hafifletimesini ümit ederim'
buyurdu."
Buhârî, hadis no: 218, Müslim, hadis no: 292
Bazı âlimler, ölünün üzerinden
azabın hafifletilmesinin sebebinin; yaş hurma dalının Allah
Teâlâ'nın adını tesbih ettiğini ve bunun da azabın
hafifletilmesine sebep olduğu şeklinde
yorumlamışlardır. Fakat bu görüşün doğruluk derecesinin
araştırılması gerekir.
İmam Nevevî
-Allah ondan râzı olsun- bu konuda şöyle demiştir:
"Bu görüş,
şu âyeti delil olarak gösteren tefsircilerin pek çoğunun veya
çoğunluğunun görüşüdür:
وَإِنْ مِنْ شَيْء إِلا يُسَبِّح
بِحَمْدِهِ
[ سورة الإسراء
الآية: ٤٤ ]
"Yedi
kat gök, yeryüzü ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'na
hamd ederek tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.Ne var ki siz, onların
tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, çok
bağışlayıcıdır."
İsrâ Sûresi: 44
Bu âlimler şöyle demişlerdir:
"Bunun anlamı; göklerde
ve yerde Allah'ı tesbih etmeyen hiçbir canlı yoktur," demektir.
Sonra şöyle demişlerdir:
"Her şeyin canlı
oluşu, bulunduğu duruma göredir.Örneğin tahta,
kurumadığı sürece canlıdır.Taş, kesilip parçalanmadığı
sürece canlıdır.Tefsircilerle âlimlerden bazı tahkikçiler, bu
hükmün genel olduğu görüşüne varmışlardır."
Yani; Allah
Teâlâ'yı tesbih etmek; sadece yaş olan şeye hastır, kuru
olan şeye denilemez. Dolayısıyla yaş ve kuru her şey,
Allah Teâlâ'ya hamd ederek tesbih ederler.
Hadisçi el-Hattâbî -Allah ona rahmet etsin- ve ona uyan
âlimler, insanların bu hadisi delil göstererek kabrin üzerine
yaş hurma ve buna benzer şeyleri dikmelerine şiddetle
karşı çıkmış ve bu hadis hakkında şöyle
demiştir:
"Bu, Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-'in, hurma dalı taze kaldığı sürece o ikisinden
kabir azabının hafifletilmesi için duâ etmesine yorumlanır. Yoksa
hurma dalını diğer şeylerden ayırt eden bir özellik
yoktur.Aynı şekilde yaş olan şeyde bulunan anlam, kuru olan
şeydeki anlamda yoktur, denilemez."
Buna göre bu durum,
Rasûlullah Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hastır. Bu
sebeple bir kimsenin kabrin üzerine yaş hurma dalı veya başka
bir şey koyması veya dikmesi müstehap değildir.
İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi
bu konuda şu fetvâyı vermiştir:
"Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in iki kabrin üzerine yaş hurma dalı
koyması ve kabirlerinin üzerine hurma dalı konulan o ikisinden azabın
hafifletilmesini ümit etmesi, Allah Teâlâ'nın, elçisi Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-'e göstermiş olduğu azap olunan iki
şahsı hakkındaki muayyen bir olaydır, yoksa genel bir olay değildir.
Bu da, Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem-'e has bir durumdur. Müslümanların
kabirlerinin böyle olması konusunda Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-'den bir fiil olmamıştır. Rivâyetlerin farklı
olmasını varsayarsak, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- iki
veya üçten fazla böyle bir şey yapmamıştır.Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetini örnek alma ve müslümanlara
faydalı olma konusunda onlardan daha gayretli kimseler olmamasına
rağmen sahâbeden birisinin böyle yaptığı
bilinmemektedir.Sadece Bureyde el-Eslemî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre, o kabrinin üzerine iki yaş hurma dalı konulmasını
vasiyet etmiştir. Fakat sahâbeden -Allah onlardan râzı olsun- onun bu
vasiyetini onaylayıp yerine getiren hiç kimseyi bilmiyoruz."
Değerli
âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ondan râzı
olsun- da bu konuda şöyle demiştir:
"Böyle
yapmak, meşrû değildir. Aksine bu bir bid'attır. Çünkü
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yaş hurma
dalını koymasının sebebi; o iki kabir sahibinin azap
görmekte olduklarını Allah Teâlâ'nın, elçisi
Muhammed
-sallallahu aleyhi ve sellem-'e gösterdği içindir.Yoksa Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- diğer kabirlerin üzerine yaş hurma
dalı koymamıştır. Böylelikle kabirlerin üzerine
(yaş hurma dalı veya ağaç) dikmenin câiz olmadığı
anlaşılmış olmaktadır. Çünkü Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( مَنْ
أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ )) [ متفق عليه ]
"Her kim, bu işimizde
(dînimizde) olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an
ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se o ihdâs ettiği şey, reddolunur."Buhârî ve Müslim
(( مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا
فَهُوَ رَدٌّ )) [ متفق عليه ]
"Her
kim, işimiz (dînimiz) üzere olmayan
bir iş işlerse, o işlediği şey reddolunur
(bâtıldır ve ona itibar edilmez)."Buhârî ve Müslim
Aynı şekilde yukarıda
zikredilen iki hadis gereği, kabirlerin üzerine yazı yazmak ve çiçek
dikmek de câiz değildir. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- kabirleri kireçle sıvayıp boyamayı, kabirlerin üzerine
bina yapmayı ve kabirlerin üzerine oturmayı
yasaklamıştır. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
((
نَهَى رَسُولُ اللَّهِ
r عَنْ تَجْصِيصِ الْقَبْرِ، وَأَنْ يُقْعَدَ عَلَيْهِ،
وَأَنْ يُبْنَى عَلَيْهِ بِنَاءٌ ))
[ رواه مسلم ]
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
kabri kireçle sıvayıp boyamayı, kabrin
üzerine oturmayı ve kabrin üzerine binâ yapmayı yasakladı."Müslim
( İslâmî Araştırmalar Dergisi, sayfa: 5-68
)