Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Namazda ve
namazın dışındaki kötü ve çirkin vesveseler,şeytandandır.Çünkü
şeytan, müslümanı dîninden saptırmak ve onu iyilikten mahrum
edip uzaklaştırmak konusunda çok gayretlidir.
Nitekim
sahâbeden birisi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e namazda kendisine
gelen vesveseleri şikâyet ederek şöyle demiştir:
(( يَا رَسُولَ اللهِ! إِنَّ الشَّيْطَانَ قَدْ حَالَ بَيْنِي
وَبَيْنَ صَلاتِي وَقِرَاءَتِي يَلْبِسُهَا عَلَيَّ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ذَاكَ شَيْطَانٌ، يُقَالُ لَهُ: خَنْزَبٌ,
فَإِذَا أَحْسَسْتَهُ فَتَعَوَّذْ بِاللهِ مِنْهُ، وَاتْفِلْ عَلَى يَسَارِكَ
ثَلاثًا، قَالَ: فَفَعَلْتُ ذَلِكَ، فَأَذْهَبَهُ اللهُ عَنِّي.)) [ رواه مسلم ]
"Ey Allah'ın elçisi!
Şüphesiz şeytan, benimle namazım ve kırâatımın
arasına girip onları karıştırmama ve onlarda
şüphe etmeme sebep oldu. Bu sebeple namazımda bana çektirmekte, namazımdan haz
almamakta ve onda huşu duymamaktayım.
Bunun
üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
- O, Hanzeb
adındaki şeytandır.Namazda sana geldiğini hissettiğin
zaman ondan Allah'a sığın ve sol tarafına hafifçe üç defa
tükür.
Sahâbî
(Osman b.
Ebil-Âs) dedi ki:
- Bunun
üzerine öyle yaptım. Allah da benden onu giderdi."
(Müslim;
hadis no: 2203).
Namazda
huşu duymak, namazın özü ve cevheridir.Dolayısıyla
huşusuz namaz, ruhsuz beden gibidir.
Namazda
huşu duymaya yardım eden şeylerden ikisi vardır ki bunlar:
Birincisi:
Kulun,
namaz sırasında ne söylediğini ve ne yaptığını
akıl etmeye çalışması, kıraatı, zikri ve
duâyı iyice düşünmesi,Allah Teâlâ'nın kendisini
gördüğünü ve O'nunla fısıldaştığını
bilmelidir. Çünkü namaz kılan kimse, namazda ayakta olduğu
sırada Rabbi ile fısıldaşır. İhsan ise, Rabbini
görüyormuşçasına O'na ibâdet etmendir.Sen O'nu görmüyorsan
bile, O seni görmektedir. Ayrıca kul, namazından tat
aldıkça, namaza olan eğilimi daha çok olur ve
namaz onu kendisine çeker.Bu ise, îmânın gücüne göre
değişir. -Îmânın güçlenmesine vesile olan şeyler pek
çoktur-.
Bunun içindir ki
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( حُبِّبَ إِلَيَّ مِنْ دُنْيَاكُمْ
النِّسَاء وَالطِّيب
وَجُعِلَتْ قُرَّة عَيْنِي فِي الصَّلاة.))[ صحيح الجامع ]
"Bana, dünyanızdan kadınlar ile güzel koku
sevdirildi ve namaz, gözümün nuru kılındı." (Sahîhu'l-Câmi').
Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur:
(( يَا بِلَالُ أَرِحْنَا بِالصَّلَاةِ. ))
[ رواه أبو داود
وأحمد]
"Ey
Bilal! Namazı edâ etmekle bizi rahata kavuştur." (Ebu Dâvud ve Ahmed).
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve
sellem-:
Namazı edâ etmekle bizi rahata kavuştur,
demiştir.Namazdan bizi kurtar, dememiştir.
İkincisi:
İnsanı ilgilendirmeyen konularda düşünmek
ve kalbi, namazın amacından cezbeden şeyleri düşünmek gibi
ve kalbi meşgul eden şeyleri defetmeye/kovmaya
çalışmaktır.Bu ise, her kulda farklıdır.Çünkü
vesvesenin çokluğu, insanda bulunan şüphelerle şehevî
duyguların çokluğuna, kalbe sevimli gelen şeylere kalbin
yönelmesine ve kalbe çirkin gelen şeyleri kalbin defetmesine
bağlıdır. (Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye;"Mecmûu
Fetâvâ"; c: 22, s: 605).
Sorunda zikretmiş olduğun vesveselerin seni
büyük bir noktaya getirmesine, hatta Allah Teâlâ'nın zâtı
hakkında aklına vesvese vermesine gelince, şüphesiz bunlar
şeytanın dürtü ve kışkırtmasıdır.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
وإما ينزغنك من الشيطان
نزغٌ فاستعذ بالله إنه هو السميع العليم [ سورة فصلت الآية: ٣٦]
"Eğer şeytandan gelen
bir vesvese seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın.
Çünkü O, hakkıyla işiten, (kullarının
bütün işlerini) hakkıyla bilendir." (Fussilet Sûresi: 36).
Nitekim sahâbeden bazı kimseler, kendilerini
rahatsız eden vesveselerden şikâyet etmişlerdi.
Ebu
Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:
(( جَاءَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهِ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ فَسَأَلُوهُ: إِنَّا نَجِدُ فِي أَنْفُسِنَا مَا يَتَعَاظَمُ أَحَدُنَا
أَنْ يَتَكَلَّمَ بِهِ. قَالَ: وَقَدْ وَجَدْتُمُوهُ؟ قَالُوا: نَعَمْ. قَالَ:
ذَاكَ صَرِيحُ الإِيمَانِ.))
[ رواه مسلم ]
"Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashâbından bazı kimseler gelerek
ona şöyle sordular:
- (Ey Allah’ın Rasûlü!)
Bizden birimizin, içimizdeki çirkin bir şeyi konuşmayı büyük günah
olarak görmektedir deyince, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Onu kalbinizde buluyor
musunuz? diye sordu.
Sahâbe:
-
Evet, dediler.
Bunun üzerine
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
-
İşte o, katıksız
(gerçek) îmândır"
(Müslim; hadis no: 132).
İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu hadisin
şerhinde şöyle demiştir:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: "İşte o, katıksız (gerçek) îmândır" sözünün anlamı; yani bu vesveseyi
konuşmayı büyük günah olarak görmeniz, katıksız (gerçek) îmândır, demektir.Zirâ bunu büyük günah olarak görmek,
ondan şiddetle korkmak ve onu konuşmak, -bunlara inanmayı bir
tarafa bırakın-, bütün bunlar, ancak îmânı tam anlamıyla
kemâle eren, îmânı gerçekleştiren (tahakkuk ettiren) ve kendisinden şüphe ve şek giden kimsede
olur.
Yine bunun anlamı hakkında şöyle de
denilmiştir:
Şeytan, kendisini aldatmak ve saptırmaktan
ümidini kestiği kimseye vesvese verir. Onu saptırmaktan âciz
olduğu için vesvese vermek sûretiyle onu sürekli rahatsız eder.
Kâfire gelince, şeytan ona dilediği yönden gelir.Şeytan ona
sadece vesvese vermek sûretiyle gelmez.Aksine onunla dilediği gibi
oynar.Buna göre hadisin anlamı: Vesvesenin sebebi, gerçek ve
katıksız îmândır veya vesvese, gerçek ve katıksız
îmânın belirtisidir."
(12315) nolu sorunun cevabına
bakınız.
O halde bu vesveseyi çirkin görüp ondan nefret etmek
ve kalbin ondan kaçması, gerçek ve katıksız îmândır.
Vesvese, zikir ve duâ ile Allah Teâlâ'ya yönelen herkesin başına
gelebilir. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Bu sebeple kulun, dîninde
sebât göstermesi, bu vesveselere sabretmesi, zikir ve namazına devam
etmesi ve canını sıkmaması gerekir.Zirâ o bunlara devam
ederse, şeytanın hilesi kendisinden uzaklaşıp gidecektir.
Nitekim
Allah Teâlâ şeytanın hilesi hakkında şöyle
buyurmuştur:
إن كيد الشيطان كان ضعيفاً
[ سورة
النساء من الآية :76 ]
"Hiç şüphesiz ki
şeytanın hîlesi (kurduğu düzeni, tuzağı),
zayıftır." (Nisâ Sûresi: 76)
Kul,kalbiyle Allah Teâlâ'ya yönelmek istedikçe,
kendisine değişik vesveselerle gelecektir.Çünkü şeytan,
yol kesen haydut gibidir.Kul, Allah Teâlâ'ya yürümek istedikçe, şeytan
onun yolunu kesmek ister.Bunun içindir ki seleften bazı kimseler
şöyle demişlerdir:
"Yahudî ve hıristiyanlar: Bizler, vesvese etmeyiz,
derler.Onlar bu sözleriyle doğru söylediler.Çünkü
şeytan yıkılıp harap olan bir evi ne yapsın ki?!"
(Şeyhulislâm İbn-i
Teymiyye;"Mecmûu Fetâvâ"; c: 22, s: 608).
Vesvesenin Tedâvisi:
1. Bu vesveseleri hissettiğin zaman: Allah'a ve
Rasûlüne îmân ettim, dersin.
Nitekim Âişe'den -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: