Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Allah
Subhânehu ve Teâlâ, Rahmân ve Rahîm'dir.O, merhamet edicilerin en
merhametlisidir.O'nun rahmeti, her şeyi kuşatmıştır.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
...
ورحمتي وسعت كل شيء[ سورة الأعراف من الآية:
١٥٦]
"Rahmetim ise her şeyi
(bütün
mahlukatı) kuşatmıştır (kaplamıştır)."
(A'râf Sûresi: 156)
Ebu
Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( إِنَّ ِلِلهِ مِائَةَ رَحْمَةٍ: أَنْزَلَ مِنْهَا رَحْمَةً
وَاحِدَةً بَيْنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ وَالْبَهَائِمِ وَالْـهَوَامِّ، فَبِهَا
يَتَعَاطَفُونَ، وَبِهَا يَتَرَاحَمُونَ، وَبِهَا تَعْطِفُ الْوَحْشُ عَلَى
وَلَدِهَا، وَأَخَّرَ اللهُ تِسْعًا وَتِسْعِينَ رَحْمَةً، يَرْحَمُ بِهَا
عِبَادَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ )) [ رواه مسلم ]
"Hiç şüphesiz
Allah Teâlâ'nın yüz
rahmeti vardır.
Bunlardan sadece bir
rahmeti cinler, insanlar, hayvanlar ve zehirli hayvanlar
arasına (yeryüzüne)
indirmiştir.İşte bütün mahlukat bu bir rahmet
vesilesiyle birbirlerine şefkât gösterirler. Bu rahmet vesilesiyle birbirlerine merhamet ederler. Bu rahmet
vesilesiyle
yabanî hayvanlar yavrularına şefkât gösterirler. Allah Teâlâ doksan dokuz rahmeti ise,
onunla mü'min kullarına merhamet etmek için kıyâmet gününe saklamıştır." (Müslim, hadis
no:6908)
Ömer
b. Hattab'tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o
şöyle demiştir:
(( قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللهِ
صلى الله عليه وسلم بِسَبْيٍ، فَإِذَا امْرَأَةٌ مِنَ
السَّبْيِ تَبْتَغِي، إِذَا وَجَدَتْ صَبِيًّا فِي السَّبْيِ أَخَذَتْهُ
فَأَلْصَقَتْهُ بِبَطْنِهَا وَأَرْضَعَتْهُ، فَقَالَ لَنَا رَسُولِ اللهِ صلى الله
عليه وسلم : أَتَرَوْنَ
هَذِهِ الْـمَرْأَةَ طَارِحَةً وَلَدَهَا فِي النَّارِ؟ قُلْنَا: لا وَاللهِ،
وَهِيَ تَقْدِرُ عَلَى أَنْ لا تَطْرَحَهُ، فَقَالَ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه
وسلم : للهِ أَرْحَمُ بِعِبَادِهِ مِنْ هَذِهِ
بِوَلَدِهَا )) [ متفق عليه ]
"Rasûlullah
-sallallhu aleyhi ve sellem-'e
esirler getirildi. Aralarında
çocuğunu arayan bir de kadın vardı.Esirler arasında bulduğu bir çocuğu bulunca onu hemen kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya emzirmeye başladı.
Bunun
üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize şöyle buyurdu:
-
Ne dersiniz, bu kadın,
bu çocuğunu
ateşe
atar mı?
-
Biz: Hayır, Allah'a yemîn olsun ki, bu
kadın ateşe çocuğunu atmamaya gücü yetiyor bir halde iken, onu
ateşe atmaz!
dedik.
Bunun üzerine Rasûlullah -sallallhu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurdu:
- Allah'a yemin olsun ki, Allah Teâlâ'nın mü'min
kullarına olan merhameti, bu kadının çocuğuna olan
merhametinden daha büyüktür." (Buhârî; hadis no: 5653. Müslim;
hadis no: 6912)
Allah Teâlâ'nın kullarına olan rahmetinden
birisi de elçiler (rasûller/peygamberler) göndermesi, kitaplar indirmesi
ve sıkıntı, zorluk ve darlıktan uzak,dosdoğru bir yol
üzere olan bir hayata sahip olmaları için onlara şeriatler
göndermesidir.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
وما أرسلناك إلا رحمة
للعالمين [ سورة الأنبياء الآية:
١٠٧]
"(Ey Peygamber!) Biz
seni, ancak âlemlere (bütün insanlara) bir rahmet vesilesi olman için gönderdik."
(Enbiyâ Sûresi: 107)
Allah
Teâlâ'nın rahmeti, kıyâmet günü mü'min kullarını cennete
girdiren rahmetidir.Hiç kimse ameli sayesinde asla cennete giremeyecektir.
Nitekim
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( لَنْ يُدْخِلَ أَحَدًا عَمَلُهُ الْـجَنَّةَ. قَالُوا: وَلَا
أَنْتَ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: لا، وَلا أَنَا، إِلا أَنْ يَتَغَمَّدَنِي
اللهُ بِفَضْلٍ وَرَحْمَةٍ، فَسَدِّدُوا وَقَارِبُوا، وَلا يَتَمَنَّيَنَّ
أَحَدُكُمْ الْـمَوْتَ، إِمَّا مُـحْسِنًا فَلَعَلَّهُ أَنْ يَزْدَادَ خَيْرًا،
وَإِمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ أَنْ يَسْتَعْتِبَ )) [ روا البخاري ومسلم
]
"Hiç
kimseyi (sâlih) ameli cennete
girdiremez!
(Sahâbe):
- Seni de mi girdiremez ey Allah'ın elçisi? diye
sordular.
Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Hayır, beni bile...Ancak Allah Teâlâ'nın
kendi katından bir ihsanı ve rahmetiyle beni bürümesi
bundan
müstesnâdır. Elinizden geldiği kadarıyla doğru ve
istikamet üzere amel etmeye çalışın.Sizden biriniz
ölümü temenni etmesin. Zira kişi iyi biri ise, yaşadıkça
iyiliğinin artması; günahkâr biri ise, tevbe edip günahlarından
arınması umulur." (Buhârî; hadis no: 5349. Müslim;
hadis no: 7042)
Mü'minin, Allah Teâlâ'nın rahmetini ümit etmek ve
O'nun azabından korkmak (ümit ve recâ) arasında olması gerekir.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
عبادي أني أنا الغفور
الرحيم ، وأن عذابي هو العذاب الأليم [ سورة الحجر الآيتان: ٤٩
– ٥٠]
"(Ey Peygamber!
Tevbe eden mü'min) kullarıma benim (günahları) çok
bağışlayan ve (mü'min kullarıma) çok merhametli
olduğumu, bununla birlikte (tevbe etmeyenlere de) azabımın
acıklı olduğunu haber ver!" (Hicr Sûresi: 49-50)
Sorunuzda "Ben,
Allah Teâlâ'nın bizi, yetmiş annenin çocuğunu sevmesinden daha
fazla sevdiğini duydum" demenize gelince,bunu en iyi bilen Allah
Teâlâ'dır.Allah Teâlâ'nın rahmetinin her şeyi
kuşattığını bilmemiz bize yeterlidir.
Allahım!
Bize, rahmetinle merhamet eyle ey merhamet edenlerin en merhametlisi!